SÖYLEŞİ

MURAT TABANLIOĞLU

Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor söyleşilerinde Celal Abdi Güzer'in sorularını yanıtlayan Murat Tabanlıoğlu, yaklaşık 200 kişilik bir ekibe sahip olan Tabanlıoğlu Architects'in yapısını anlatıyor ve ofis yapılanmasına göre biçimlenen iş yapma biçimlerini değerlendiriyor.

Celal Abdi Güzer: Türkiye’de Skidmore, Owings and Merrill gibi iş yapan ofisler aynı zamanda mimarlık ortamının dinamiklerini temsil eden ofisler ve bu iki durum çatışıyor gibi görünüyor. Bu ikilem içinde, büyüyen ofisler kendini başka bir tartışmanın da içinde buluyor: Ana eksen mimarlık tartışmasının da iticisi olmayı bekliyorlar. Tasarım süreci içinde etkili olan bütün girdileri barışçıl bir biçimde karşılamaya çalıştığında vasat bir durumla karşı karşıya kalıyorsun. Vasatı aşmak için bazı sorunları, çatışmaları göze almak gerekiyor. Proje ve yatırımcı büyüdükçe bu iş zorlaşıyor.

Murat Tabalıoğlu: Süreçte önemli olan bir kere vicdan. Neticede mimarların sanatçılarla birleşen yanları var, ama bir yandan da işletmeci olma hali var. Ama ben “işletmeci mimar” olsaydım, müteahhit olurdum, müteahhit olsaydım da batardım diyorum. Çünkü içimize sinmeyen bir şeyi, mimarlık ortamında çok tartışılacak olsa bile ne Melkan, ne ben yapmayı düşünmeyiz. Halaskargazi Caddesi üzerinde Ermeni Vakfı’nın yerinde bir bina yapıyoruz. Proje Anıtlar Kurulu’ndan geçti, inşaata da başlandı ama yirminci kez cephesi etüt ediliyor. Bu işin içimize sinmesiyle alakalı. Bunu neden yapıyoruz? Sürekli yeni bir şey arıyoruz. İşveren de, Anıtlar Kurulu da ikna oldu, ama biz ikna olmadık.

Celal Abdi Güzer: Ben de bunu denemeye çalışıyorum, herkes ikna olduğu halde, bir şeyleri değiştirmeye kalktığında ekstra bir zorluğu göze alıyorsun.

Murat Tabanlıoğlu: Zorluyor tabi. Bu şimdi “işletmeci mimar” kimliğine uymuyor. Vakit harcıyorsun, ekonomik olarak kaybediyorsun ama bu benim için önemli değil. Ofis olarak da bu kadar niye büyüyorsun esasında? Çünkü birini yaparken diğeri durabiliyor projelerin, sonra öbürü başlıyor. Bu akış da zamanla oluştu, ben böyle bir düzen planlamadım. Neyi planladık ama: Böyle bir ortam olursa bu süreci destekleyen ve küçük mimarlık bürolarında olmayan bir sistem kurmak lazım, bunu planladık. Arkadaki sistem çok iyi işlemeli. Bizim insan kaynakları müdiremiz, akit akışını iyi bir şekilde kontrol eden bir ekibimiz var, öyle olmasa darmadağın oluruz. Bunun da zaten bir mimarlık ofisinin olması gerekenleri diye düşünüyorum, yeter ki ben ve mimarlar tasarım üzerine odaklanabilelim. Bir de yurtdışında çalışmaya başladıkça karşındakiler senin ardında güçlü kurumsal bir yapı görmek istiyorlar. Ben o ikisini bir arada yapmaya çalışıyorum.

ÖNCEKİ DOĞAN HASOL
SONRAKİ BORAN EKİNCİ