SÖYLEŞİ

HASAN ÇALIŞLAR & KEREM ERGİNOĞLU

Kalebodur'un 2013 yılından beri "Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor" başlığı altında düzenlediği söyleşi serisinin konuğu Erginoğlu & Çalışlar kurucuları Kerem Erginoğlu ve Hasan Çalışlar'dı. Celal Abdi Güzer’in gerçekleştirdiği söyleşide Erginoğlu & Çalışlar, 22 yıl önce başlayan ortaklıklarını ve bugünkü mimarlık pratiklerini anlattı.

Söyleşinin bir kısmını okuyabilirsiniz.

Celal Abdi Güzer: Sizinle yaptığımız konuşmanın ilginç bir yanı var. Öğrenciler bizi çok yoğun olarak takip ediyorlar ve Ankara’da katıldığım bir jüride öğrenciler bana dediler ki “Ergin Çalışlar’ı ne zaman çıkaraksınız?” Belki sizin başınıza da sık geliyordur, Herzog de Meuron’u tek kişi zannetmek gibi siz de tek bir kişi olarak algılanıyorsunuz. Bir taraftan da iyi bir şey, yıllar içinde oturmuş bir algı bu. Mimarlıkta ortaklık nasıl bir şey?

Kerem Erginoğlu: Bize gelen o mektupları saklasak bir sergi olur mesela. Erginler Çalışlar, Erginoğlu ve Çalışanları gibi muhtelif versiyonları var.

Hasan Çalışlar: Ortaklık pratik bir şey tabi, tek başına yapacağına iki kişi yapıyorsun. Sorumlulukları paylaşıyorsun, yük ikiye bölünüyor. Tatile gidebiliyorsun biri kalede duruyor.

Kerem Erginoğlu: Akşam Datça’ya gideceğimi şimdi söyledim. Bir sorun yok.

Celal Abdi Güzer: Çıkınca belli olur o. Genellikle mimarlıkta ortaklıklar ya hakikaten çok iyi gidiyor, uzun süreli ve sağlıklı oluyor ya da çok kısa sürüyor. Çünkü mimarlık yaratıcı bir sanat dalı ve işin bir de “iş” kısmı var. Bunların her biri kendi içinde ayrı ayrı uzmanlaşmayı gerektiriyor. Ama mimarlık hep, en azından dışardan algısı öyledir, kişiye bağlı gelişen bir pratik olduğu için ortaklık, üretilen şeyin de paylaşılmasını gerektiriyor. Bunu bugüne kadar konuştuklarım iki şekilde çözüyorlar. Birincisi, proje paylaşımı şeklinde gerçekleşiyor. Örneğin proje bazında ortaklar sorumlulukları paylaşıyorlar, elbette birbirlerine danışıyorlar. Veyahut ölçek bazında bir görev dağılımı gerçekleşiyor; iç mimari, mimari gibi konuya göre paylaşımlar olabiliyor. Ya da sizde olduğu gibi, böyle bir ayrım olmaksızın herkes her projeyle ilgilenebiliyor. Dışarıdan bakınca sanki en zoru bu gibi geliyor.

Hasan Çalışlar: Aslında bunun için bir formül üretilip o formüle göre çalışılmıyor. Bir süre sonra kolektif bir zeka oluşuyor. İkimizden birinin yapacağı yorumu, birimiz olmadığı zaman diğerimiz yapıyor. Biz birlikteliğe çok eskiden başladık. Yirmi ikinci yılımız şimdi. Yirmi iki yıl evvel başladığımızda da mimarlıkla ilgili bilgimiz ve deneyimimiz azdı, dolayısıyla pek çok şeyi aynı anda birlikte deneyimleyip öğrendik. Bunun dışında altyapısal olarak aynı okulda okuduğumuz için iyi kötü aldığımız eğitim de birbirine paralel. İkimiz de Fransız Lisesi mezunu olduğumuz için kültürel altyapımızın beraberliği de bu uyumu besliyor. Dolayısıyla bu altyapının üzerine koyduğumuz katmanlaşmada farklılık olmadı. İkiz çocukların beraber büyümesi gibi bir gelişme ve öğrenme süreci yaşadık. Süreç böyle olunca, bu tür işlerde daha kolektif düşünülebiliyor.

Diğer taraftan ofiste biz hızlı bir büyüme, çok iş alma yerine işleri hep etap etap büyütmeyi tercih ettik. Biz de küçük yaşta birlikte başladığımız için, uzun süredir bizle birlikte olan arkadaşlarla devam ediyoruz. Kadromuzda sirkülasyon çok azdır, bize gelen bizde kalır. Ofisteki altyapısal katmanlaşmadan onlar da yararlandıkları için karar verme süreçlerinde aynı derecede etkinler. Büro büyüyüp projelerin sayısı arttıkça her şeyle ilgilenmemiz tabi ki söz konusu değil. Paylaşımı büro içinde çok rahat bir şekilde yapabiliyoruz. Projelerle ilgili ortak fikirler üretiyoruz. Projenin genel ruhunun nasıl olması gerektiği ile ilgili bir takım kavramları bir araya getirdikten sonra süreç emin ellerde, tabi ki kontrol ve denetim altında ama emin ellerde yürüyor.

SONRAKİ MURAT KADER