SÖYLEŞİ

DOĞAN KUBAN

Kalebodur’un düzenlediği “Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor” söyleşi dizisinin bu ayki konuğu Doğan Kuban oldu. Celal Abdi Güzer’in gerçekleştirdiği söyleşide Doğan Kuban ile tarihten bugüne Anadolu’da ve İstanbul’da mimarlık ortamı konuşuldu.

Söyleşinin bir kısmını okuyabilirsiniz.

Celal Abdi Güzer: Geniş mimari perspektifiniz ve geçen zaman içinde sizin mimarlığa başladığınız noktayla bugün geldiğimiz nokta arasında resme baktığınız zaman nasıl bir farklılaşma görüyorsunuz? Hem Türkiye hem de dünyada mimarlık anlamında.

Doğan Kuban: Evvela şöyle söyleyeyim, ben dünyanın bittiğine inanıyorum. Eski dünyanın bugün sadece kemikleri kaldı, üzerinde de bir takım yapıştırmalar var, aşağı yukarı bir yüzyıldan fazladır bu böyle. Buna ekonomik olarak kapitalizm diyoruz, demokrasi diyoruz. Sonra onun karşısına bir yüzyıl süren o savaşlar geldi. Dünya birbirine katıldı. Dünyada iki yüz elli milyona yakın insan öldürdü bu adamlar, dünyanın barbarlığa doğru gittiğini düşünen sayısız tarihçi var. Avrupalı tarihçiler genelde bunlar. Dolayısıyla ben de buna inanıyorum çünkü etrafıma baktığım zaman ben Paris’te doğdum ama Anadolu’da büyüdüm. Çok da gezdim, mimarlık tarihçisi olduğum için Anadolu’nun bilmediğim köşesi de yoktur. Köylerde, küçük şehirlerde yaşadım. Ankara’nın ilk halini gördüm daha yüz elli bin nüfusa sahipken, liseyi o zaman bitirdim. Ondan sonra 1970’te İstanbul için koruma planı yaptım. Bu plan için düşündüğüm alan 20 bin hektardı.

Celal Abdi Güzer: Kaç kişilik nüfus içindi bu plan?

Doğan Kuban: O zaman nüfus herhalde iki milyonu bulmamıştı ya da belki biraz geçmiştir. Tarihi şehir, bizde küçüktür, 1.440 hektarlık Suriçi var, Galata ve ona eklenen Tophane ve Boğaziçi var. Ama gelişme alanı yoktur. Ben 1949’da Boğaziçi’ne taşındığım zaman Boğaz’ın nüfusu elli bindi, şimdi iki milyon.

Celal Abdi Güzer: Bu söylediğiniz Koruma İmar Planı ama değil mi, İstanbul İmar Planı değil?

Doğan Kuban: Koruma İmar Planı evet. Ama o kadardı korunacak şey Türkiye’de. Aslında 1.440 hektardır: Suriçi, Galata’da bir parça koyarsa onun içine, Boğaziçi’nde de bir şey kalmadı artık ama Boğaz’ın yapısal özellikleri var. Başka bir şey yok. Ama bugün İstanbul 550.000 hektar. Bunun eski İstanbul’la alakası yok. Sıfır. Dolayısıyla bütün boyutlar benim aklımın ermediği kadar büyüdü. Ben 800.000 nüfuslu bir İstanbul’da üniversiteden mezun oldum, böyle bir İstanbul’da büyüdüm, profesör oldum. Bugün nüfus 20 milyon, saklıyorlar bunu adam başı gelirle ilgili hesaplamalar nedeniyle. Bundan 20 yıl evvel, senede bir milyon artan nüfus senelerdir hiç artmıyor, bu ne biçim şey, öyle şey olur mu? Ama şehir mütemadiyen büyüyor. Neredeyse İzmit’e gitti.

Celal Abdi Güzer: Üstelik nüfus artışının politik olarak desteklendiği bir ortamdayız. Bütün yasal, yönetsel düzenlemeler de ona göre.

Doğan Kuban: Elbet tabi. Aslında şu anda eski dünyaya inanmıyorum. Bitti. Yaşamaya çalışıyor; kapitalizm yaşamaya çalışıyor temel olarak. Çünkü gelişmiş Batı ülkeleri kapitalist. Egemen de oldular sosyalizmi de temizlediler az çok. Ama ömürleri kalmadı çünkü dünya nüfusu 9 milyara çıktığı zaman, bu dünya aynı kalır mı? Kim kime yetişecek? Öyle bir şey yok. Bütün o sistem çöktü, yaşatmaya çalışıyorlar. Kim yaşatmaya çalışıyor? Amerika ve Avrupa! İçinde yaşayan başka doğru dürüst adam var mı? Afrika mı yaşıyor? Çin çok hızlı büyüdü, 1 milyar 400 milyon nüfusu var, adam başına gelir hala 7 - 8 bin dolar. Ama Türkiye’yi yakaladı, 10 - 15 senede, o da ayrı mesele.

ÖNCEKİ ÖMER YILMAZ