SÖYLEŞİ

BORAN EKİNCİ

“ODTÜ Ar-Ge Binası için açılan yarışmanın başarısı, yarışmaların devamlılığı için çok önemliydi, o nedenle bende ayrı bir yeri vardır.” - Boran Ekinci

Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor'da Celal Abdi Güzer'in konuğu olan Boran Ekinci, mimarlıkta iş yapma biçimlerini değerlendiriyor.

Celal Abdi Güzer: Bizim kuşakta öne çıkarılarak altı çizilen minimalist tavır çok belirgin ve bu tavır bağlamsız olarak tekrar ediyor. Müthiş bir özgünlük içinde bir tür prototipleşme var. Özellikle senin Muğla civarındaki konut yapılarında bu benzerlik belirginleşiyor. Orada projeyi özgünleştiren topoğrafyayla kurulan ilişki, açık-kapalı mekan ilişkileri olmaya başlıyor. Ama yapı dili tekrar ediyor. Birçok mimarda da aynı durum var. Buna nasıl bakıyorsun?

Boran Ekinci: Gençler de soruyorlar mimari üretimde nasıl bir yol izlediğimi. Şunu söylüyorum: Farklı farklı yollar var. Bazı yollar sentezlenerek daha farklı yollar da meydana çıkarılabilir. Bir mimarın da illa tek bir yolu da olmak zorunda değil, birden çok yol izleyebilir. Bazı projeler tanımlanabilir sistematik ipuçlarını daha çok taşırken bazı binalar hakikaten ben veya başka herhangi bir mimarın binası olabilir.

Belkıs Apartmanı için tasarladığım projede desenler yapmayı ilk kez denedim ve o, orada bana iyi geldi. Bir kerelik yapmış olduk. Bu bir çeşit heykel yapmak gibi, sanat icra etmek gibi… O gün onu yapmak hoşuma gidiyor. İşin böyle esnek bir parçası varken bir de sistematik başka bir yönü var. O kadar çok çalışma yaptım ki bu alanda, tadını kaçıracak kadar ve bundan on sene önce şöyle bir endişeye kapıldım: Bir baktım ki örneğin bir konut tipolojisi çalışmışım, sonra onu bira değiştirip burada uygulamışım, sonra biraz da çekiştirmişim orada da kullanmışım.

Celal Abdi Güzer: Tipoloji her zaman kaçılacak bir şey değil. İngiltere’de aynı sokakta aynı konuttan 300 tane sıralanır ve o sokakta arada beliren tek tük farklılıklar rahatsız etmeye başlar. Ama bu konunun iki boyutu var: Birincisi bilinçli bir tipolojik seçim, öbürü bir indirgeme biçimi olarak bunu kullanmak. Son dönemde arka planını kolay okuyamadığımız çağdaş mimarlık algısı gelişti. Nedir o? Ya uzun yüksek binalarsa cam yüzeylerde birtakım kırılmalarla yapay bir formalizm ya da tersten gelindiğinde kübik bir formu adeta ambalajlar gibi eşit bir biçimde kaplama. Çağdaş mimarlık adı altında böyle bir pazarlama stratejisi olduğunu görüyorum. Bununla ne kadar iç içesin onu anlamaya çalışıyorum.