SÖYLEŞİ

SAFFET KAYA BEKİROĞLU

Kalebodur sponsorluğunda düzenlenen Mimarlar Konuşuyor serisine Saffet Kaya Bekiroğlu konuk olarak Celal Abdi Güzer’in sorularını yanıtladı. Söyleşilerin özetini aşağıda okuyabilirsiniz.

Celal Abdi Güzer: İTÜ Mimarlık Bölümü’nde eğitim gördükten sonra yurtdışı deneyiminiz oldu. Bu deneyiminizde bugünün mimarlık ortamında çok etkili olan birden fazla kişiyle iletişim kurdunuz. Bunlardan biri Greg Lynn, ikincisi Frank Gehry ve şimdi de parçası olduğunuz Zaha Hadid atölyesi. Rem Koolhas, Bernard Tschumi, Peter Eisenman, Charles Jencks, David Harvey gibi pek çok önemli kişinin bulunduğu bir toplantıda yer aldınız Ankara’da.

Saffet Kaya Bekiroğlu: Beni o zaman mezuniyet hediyesi olarak Peter Eisenman davet etmişti çünkü okulumuzda misafir hocaydı.

Celal Abdi Güzer: Günümüzde pek çok kişi yaşadığı coğrafyanın özelliklerini çalışmalarına taşıyor. Sizin için yoğun yurtdışı serüveninizi de düşünürsek böyle bir durum var mı?

Saffet Kaya Bekiroğlu: Evet, pek çok ülkede yaşadım ama Akdenizliyim. Çünkü kültür olarak Akdeniz temposunda yaşıyorum ama Londra’nın verdiği ritmi de seviyorum.

Celal Abdi Güzer: Mimarlık hayatının bir bölümü de Amerika’da geçti diye biliyorum. Amerika ile Avrupa arasında mimarlığa yaklaşımları açısından bir fark görüyor musun?

Saffet Kaya Bekiroğlu: Amerika’yı genellemek pek doğru değil çünkü Amerika batı ve doğu yakası olarak ayrılıyor. Ben batı yakasında Kaliforniya’daydım. Kaliforniya daha açık, daha deneyimseldi. Oradaki Hollywood gibi farklı endüstrilerin de etkisi var bunda. Frank Gehry, Michael Rotondi, Morphosis gibi isimler vardı. Doğu yakası daha Avrupa’ya yakın bir mimarlık sergiliyordu. Daha teorik, daha sıkıydı.

Celal Abdi Güzer: Morphosis’de bir süre çalışma imkanı buldunuz mu?

Saffet Kaya Bekiroğlu: Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) okurken Morphosis’in baş kurucularından Thom Mayne hocamdı. Dolayısıyla yaz dönemi boyunca staj yapma imkanı buldum Morphosis’de

Celal Abdi Güzer: Sizin tasarladığınız Kartal projesini biçimsel gelişim olarak nitelemiştim. Sen ne düşünüyorsun?

Saffet Kaya Bekiroğlu: O bir yarışma projesiydi. İlkesel olarak Kartal ve Pendik arasındaki endüstriyel alanın boşaltılmasıyla oraya yeni gelecek şehrin nasıl olacağına dair bir yarışmaydı. Orayı faklı gökdelenler, kültür merkezleri, hastaneler gibi farklı tipolojilerle tanıtmak istiyorlardı ama bu tipolojilerin alanın etrafındaki işçilerin yaşadığı apartmanlara nasıl yansıyacağı bilinmiyordu. Çünkü baktığınızda az katlı binaların yanına bir anda yüksek katlı binalar geliyor, aradaki geçiş kopuk kalıyor ve şehrin mozaiği zayıflıyor.

ÖNCEKİ AHMET ALATAŞ
SONRAKİ CHARLES RENFRO