SÖYLEŞİ

MURAT KADER

Kalebodur'un 2013 yılından beri "Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor" başlığı altında düzenlediği söyleşi serisinin konuğu İki Design Group kurucularından olan Murat Kader'di. Celal Abdi Güzer'in gerçekleştirdiği söyleşide Murat Kader'le ofiste bir arada olma pratikleri ve Türkiye’deki mimari üretimler hakkında konuşuldu.

Söyleşinin bir kısmı şöyle:

Celal Abdi Güzer: Bugün mimarlık, ofisiniz ve yaptıklarınız ile Türkiye üzerine konuşacağız. Benim anladığım üzere siz iki ortaklı bir oluşumsunuz. Sizinle birlikte, bugün burada olmayan Sema Eser Özsaruhan var. Ofisinizin ismi İki Design Group. İsminiz iki ortaklı olmaktan mı geliyor?

Murat Kader: Evet, doğru.

Celal Abdi Güzer: Mimarlık ofisleri hakkında araştırma yaparken "iki" ismine çok rastladım, sık kullanılıyor. Mimarlıkta ortaklıklarla çalışmanın avantajları ve zorlukları var. Yaratıcı bir dalda başka biriyle beraber çalışmak kolay değil, ama yükü üzerine alan bir taraf da var. Ofisinizde bu dağılım nasıl?

Murat Kader: İkinin bizdeki anlamı, üretimlerimizde birden fazla kişinin katkısının olduğunu vurgulamak. İsmimizde esasen bir grup olduğumuzu, insanların projemize olan katkılarını yadsımadığımızı, hatta çoğu zaman bizim önümüzde yer aldığını vurgulamak için "iki"yi isim olarak seçtik. Kurulduğumuzdan beri yaratıcılığın tek kişiye mahsus olmadığını düşünüyorum.

Celal Abdi Güzer: Bunun sınırları nedir? Hakikaten tamamıyla demokratik bir ortam var mı ofisin içinde? Yoksa bildiğimiz klasik düzende eskizler çıkar, insanlar katılmaya başlar…

Murat Kader: Biz kurumsallık adına yaptıklarımızı içgüdülerimizi dinleyerek yaptık. Gerçekten hangi alanda daha yetenekliysek onu muhakkak o ucundan daha fazla tutup ortaya daha fazla ürün koyduk. Çoğu zaman arkadaşlarımızın ortaya koyduğu ürünler, kendi içimizde bizim koyduğumuzdan daha çok beğendiğimiz ve tercih ettiğimiz hale geliyor. Biliyorsunuz ki hiçbir zaman tek bir çizgiyle ürün tariflenmiyor. Onlarca, yüzlerce fikir ve çizgi var. Bunların hepsi bir araya geldiği zaman aslında çok güzel bir armoni oluşturuyor. Bugün projelendirdiğimiz tasarımlarda "Bu İki Design Group tarafından yapılmıştır" imgesi yok. Bu benim hoşuma giden bir şey. Sadece benim mimarlığım, benim tarzım, benim oranım masada olsa o zaman çok tekil bir söylem olurdu ve diğer bütün arkadaşlarımı ekip üyesi olarak kullanmış olurum diye düşünüyorum.

Celal Abdi Güzer: Stil bazında olmasa bile dil bazında bir ortak bölen var mı? Tasarım grubunuzla özdeşleştirebileceğimiz nedir?

Murat Kader: Bir ortak bölen var. Ben daha fazla master plan ve tasarım kısmında faaliyet gösteriyorum. Ortağım ise daha çok iç mekan ve ölçeği küçük detayların oluşmasını sağlıyor. Zaten bu, ikimizin de kendimizi yetenekli bulduğumuz alanlar. O yüzden doğal akışında yolumuzu buluyoruz. İlk önce master planla başlıyoruz. Her proje grubunda yönetim tarzı farklı. Bir iş geldiğinde, öncelikle 11 stüdyomuzdaki takım liderlerinden biriyle çalışmaya başlıyoruz. Kendi içimizde bir konsept departmanımız yok, buna şiddetle karşıyım. Her proje grubu, her takım kaptanı takımıyla birlikte projeyi master plandan, konseptten başlayarak detaya kadar gitmeli diye düşünüyorum. Böylelikle mimari sürgünün her bir aşamasını tatmış, keyif almış, öğrenmiş oluyoruz. İlgi bu şekilde başlıyor. Her gün işe gitmemizin sebebi, meslektaşlarım olarak söylüyorum, yeni bir şeyler öğrenme duygusunun hep açık ve en üst seviyede olması aslında. Bu bizi işe giderken her gün mutlu kılıyor.