SÖYLEŞİ

EMRE AROLAT

Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor programı kapsamında Celal Abdi Güzer’in Emre Arolat ile yaptığı söyleşi, cuma günleri yayınlanan Dipnot Tablet’in Kalebodur’la Mimarlık köşesinde paylaşıldı.

Celal Abdi Güzer: Emre Arolat’ın Türkiye mimarlık ortamının en etkili isimlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Hem çok sevilen ve alkışlanan hem de pek çok eleştiriye maruz kalan birisin. Bu yoğunlukla nasıl başa çıkıyorsun?

Emre Arolat: O anda meşgul olduğum her neyse diğerlerini bir kenara bırakıyorum, ona yoğunlaşıyorum. Günün her saatinin hakkını veriyorum. Son zamanlarda konsantre olabilme becerim arttı.

Celal Abdi Güzer: Büyük ofis olma meselesi hem iş yapma biçimini hem sonuç ürünü nasıl etkiliyor? Türkiye pratiğinde yeni ve merak edilen bir durum bu.

Emre Arolat: Büyüklük uluslararası başarıda tek başına bir gösterge veya zorunluluk değil. Yüzlerce kişinin çalıştığı bir ofisin bütün işleri ayrıntılarıyla birlikte içinde kalarak sürdürüyor olması zaman zaman insanüstü bir çaba gerektiriyor, pek çok şeyden taviz vererek bunu sürdürüyorsunuz.

Celal Abdi Güzer: İki tane tavır var. Bir tanesi Haliç’teki Tekfen Blokları. Baktığın zaman oradaki dokuyu müthiş önemseyen, ölçeğiyle, oranıyla, dokusuyla birden bire bir mimari yapmaya çalışan müthiş bir tavır var. Bir tarafta da bütün o etrafındaki dokuyu, Levazım’ı vesaireyi referans alacak bir doku değil diyen bir doku var. Sosyolojik olarak Haliç ihmal edilecek bir yer değil denebilir mi?

Emre Arolat: Hayır, o şekilde değil, çok net bir durum var. Zorlu Center eşikte duruyor, o Levazım’a ait bir yer değil sadece. Zorlu Center Barbaros Bulvarı’na, aynı zamanda arkadaki Tatlıcı Kulelerine, aynı zamanda biraz ilerideki Metro City’e de bağlı olan bir durum. Ama Kağıthane öyle değil, orası mahalle, oraya gelecek olan her şey mahalleye yabancıdır.

İstanbul hakikaten çok tuhaf bir yer. Dokunun içinde dokudaki gibi değil de bambaşka bir şekilde var olmanın bir ilk olma durumu olabiliyor ve bu çok problemli bir durum. Bugün Zorlu’nun yaptığı etkiyi zamanında Sedat Hakkı Eldem’in Zeyrek’i de yapmıştır, daha fazlasını Manifaturacılar Çarşısı yapmıştır. Bu çok önemli bir ayrım bence. Hatta ben Manifaturacılar Çarşısı’nın çok daha etkili olduğunu düşünüyorum. Onun yapıldığı dönemde etrafa baktığınızda gördüğün örüntünün bütünsel karakteriyle bugün Zorlu’nun yapıldığı yere baktığında ki örüntünün bütünsel karakteri hiç aynı değil.

ÖNCEKİ HAN TÜMERTEKİN
SONRAKİ İHSAN BİLGİN